Bu Sayfayı Paylaş:

Bir Üyenin Blog Yazısı

Güdülenmiş Muhakeme ve Fikirsel Özdoyum (Mastürbasyon)

İnsanlar, daha önceden oluşturdukları fikirlerine-görüşlerine-ideolojilerine-inançlarına vb.. aykırı bir kanıt veya bilgi olduğu zaman kanıta veya bilgiye inanmama ve sonuna kadar sorgulama eğilimindedirler

Güdülenmiş Muhakeme

İnsanlar, daha önceden oluşturdukları fikirlerine-görüşlerine-ideolojilerine-inançlarına vb.. aykırı bir kanıt veya bilgi olduğu zaman kanıta veya bilgiye inanmama ve sonuna kadar sorgulama eğilimindedirler. Eğer kanıt veya bilgi kendi fikirlerine-görüşlerine-ideolojilerine-inançlarına destekler ise hiç düşünmeden ve sorgulamadan inanmaktadırlar. Buna "Güdülenmiş Muhakeme" adı verilmektedir.
Güdülenmiş muhakeme, sosyal psikologlar tarafından çeşitli deneyler yaparak doğrulanmış bir özelliktir. Bu özellik insanların hepsinde az veya çok bulunur.
Örneğin "2. Abdülhamid hiç toprak kaybetmedi" tezine, 2. Abdülhamid'i seven biri inanma eğilimdedir. Herhangi bir kanıt vb.. gerek görmez. Ancak bu bilginin doğru olmadığını kanıtlarıyla öne süren bir teze ise itibar etmez, inanmamak için elinden her geleni yapar. Yine örneğin "Vahdettin vatan haini değildir" diyen bir teze, Vahdettin'den nefret edenler hiç sorgulamadan ve dinlemeden inanmama, Vahdettin'i sevenler ise inanma eğilimindedirler. Öne süreceğiniz kanıtların, bu kişilerin fikirlerini değiştirmesini sağlaması hiç kolay değildir.
Güdülenmiş muhakeme, insanların neden saçma sapan ve mantıksız şeylere hala inanmaya/savunmaya devam ettiklerini ve neden fikirlerini değiştirmediklerini göstermektedir. Aynı zamanda insanların niçin kutuplaştığını, kutuplaşan insanların ezber bir şekilde hep aynı şeylere inandıklarını da anlamamızı sağlamaktadır.

Fikirsel Özdoyum

Yeni fark ettiğim bir özelliği anlatmak istiyorum. Güdülenmiş muhakeme ile güdülenmiş insanların yaşadığı bir durumdur bu.
Güdülenmiş muhakemeli bir insanın, kendisi ile aynı fikir/görüşte güdülenmiş başkalarının konuşmalarını/tartışmalarını izlediklerini , karşı fikirde/görüşte insanların tartışmalarını hiç bir şekilde izlemediklerini biliyoruz. Örneğin Halk partici biri Halk TV deki tartışmaları izlerken, AK partili bir kişi de AHaber'deki tartışmaları izlemektedirler. Bu kişiler birbirlerinin fikirlerine tahammül edemezler. Peki neden ?
Sadece kendisi gibi düşünen insanlarla konuşmak, onların tartışmalarını izlemek, hep karşı fikir/görüşteki insanları eleştirip, onlarla dalga geçmek ve tüm bu süreçte zevk almak Fikirsel Özdoyum'dur.  Karşı fikirler ile dalga geçmek, çakmak , açıklarını bulmak, "kapak yapmak", karşı taraftaki bir kişiyi rezil etmek, bel altından vurmak, hatta neredeyse küfürlü bir şekilde hareket etmek vb.. en önemli özdoyum araçlarıdırlar.
Örneğin ATV'de , Kemal Kılıçdaroğlu'un eski, çelimsiz hallerini gösterip dalga geçilmesini izleyenler aslında fikirsel özdoyum yapıyorlardı. Halk TV'de Halk Arenası'nda, AKP'lere her türlü giydirilirken de insanlar aynı şekilde özdoyum yapıyordu. Bu programlar sırasında seyircilerin yüz hali, gülmeleri ve neşeleri bunu gösterir niteliktedir. Dindar insanların ateistler ile ilgili sosyal medyada paylaşımları, ateistlerinde dinler ile ilgili paylaşımları da aynı şekilde etki yapar. Bu tür karşıtlıkların örneği artırılabilir.
İnternette en çok paylaşılan yazarlar, genellikle her görüşten en çok özdoyum sağlayan yazarlardır. Örneğin laik-seküler kesimde Yılmaz Özdil bu tipte bir yazar olduğu söylenebilir. Karşı tarafı sürekli zekice açıklarını bularak, sürekli kapak yapacak şekilde saldırır. Yazarlık yeteneği tartışılmazdır. Bir gün hidayete erip, İslamcılar-Muhafazakarlar safına katılsa, o kesimin en seveceği yazar olurdu. Örneğin Necip Fazıl komünistlikten İslamcılığa geçtiğinde bu olmadı mı ?  Karşı tarafta da bu türde yazarlar sevilir. "CHP zihniyetine" en çok giydiren, Kılıçdaroğlu'na en çok saldıran, Atatürk'ten en çok nefret eden her zaman en çok okunan yazarlardır. Örneğin sadece fikir öne süren Taha Akyol ve bunun gibi yazarları kimse zevk aracı olarak görmez ve bu yüzden paylaşım ve okunma sayıları azdır.
Ahmet Hakan bu konuda ilginç bir yazardır. Farklı kesimlere farklı şekillerde fikirsel özduyuma imkanı verir. Bazen Atatürkçüler yazılarını paylaşır, bazen karşı fikirdekiler. Bazen liberaller, bazen muhafazakarlar. Ancak kimse kendi aleyhine olan yazılarından hoşlanmaz. Sonuç olarak fikirsel mastürbasyona yol açan kişiler karşı fikirdekilerin en çok nefret ettiği yazarlardır. A.Hakan her iki kesime de saldırdığı için her kesimden belirli oranda nefret edilir.
Fikirsel özdoyuma yarayan yazarlar, TV programları, kitaplar, dergiler vb.. ortak özellikleri nedir ? En önemli özellikleri "güdülenmiş muhakeme" sahiplerine hitap ederler. Küfür , hakaret , aşağılama, hor görme, dalga geçme, hafife alma en çok kullanılan araçlardır. Ancak bunları özellikle mizah ile yapanlar , yapabilenler en başarılı olanlarıdır. Mizah gibi diğer etkili olan duygulara hitap edecek şekilde edebiyat yapabilmektedir.

Fikirsel Tecavüz

Güdülenmiş muhakeme sahibi , fikirsel özdoyumu artıran yazar, dergi, kitap vb.. mazur kaldığı zaman, tipik bir "Fikirsel Tecavüzcü" haline gelir. Bunlar karşı fikirdeki insanlara küfür , hakaret , aşağılama, hor görme, dalga geçme, hafife alma şeklinde alenen saldırırlar. Bu kişiler doğrudan kişiyi hedef alırlar. Sosyal medyada bu fikirsel tecavüzcülerden bolca bulabilirsiniz.

Çözümü Var Mı ?

Bunun çözümü yoktur. Tıpkı pornonun, cinselliğin olmadığı gibi. Fikirsel özdoyum, tıpkı cinsellik gibi insanı mutlu eden, beynin zevk duygusunu harekete geçiren bir özelliktir. Sosyal psikologları bu tür yazarları, kitapları okurken, programları izlerken bu kişilerin beyinlerinin incelemelerini tavsiye ediyorum. Tahminin beynin zevk alan yerlerinde aktiflik artacaktır. Sonuç olarak bir güdülenmiş kişi bu duygudan kendini alamaz. Nasıl bu kadar porno yıldızın, cinselliğin aktığı bir yerde bir ergen kendisi cinsellikten kurtaramayabilir benzer şekilde bir güdülenmiş de kurtulamaz.
"Fikirsel Özdoyum (Mastürbasyon)" ve "Fikirsel Tecavüz" terimleri ile sosyal psikolojiye yeni kavram kazandırmış oldum :) Acaba siz günde kaç kere "fikirsel özdoyum" yapıyorsunuz ?

Bir Üyenin Blog Yazısı

CHP Kendisini Kapatmalıdır

CHP'nin Türk milletine yapacağı son hizmet kendisini kapatmasıdır. Neden  ?

Muhafazakar Tepki

CHP, Türkiye'de laikliği getirmiş, muhafazakar insanların hoşlanmayacağı şekilde devlet hayatından, eğitimden dini tamamen çıkarmış,  toplumda dini ve din adamlarını baskılamış, Osmanlı saltanatını ve halifeliği sona erdirmiş, Arap kökenli alfabe yerine Latin alfabesini getirmiş, Tekke, Zaviye vb.. kaldırmış ve buna benzer bir çok devrim, inkılap gerçekleştirmiştir.
Atatürk'ün kişisel gücü ve ona duyulan sevgi nedeniyle, onun döneminde yaşayan muhafazakar halkın çoğu Atatürk'e karşı çıkmamıştır veya çıkamamıştır. Bu kadar büyük değişikliklerin yapılmasına rağmen, oluşan tepki fazla olmamıştır.
Ancak 1950'den sonra, muhafazakar kesim güçlenmeye başlamıştır. Muhafazakar aydın, Türkiye'de laiklik , İslam ve Osmanlı döneminden terkedilen her şey için, CHP'yi günah keçisi ilan edilmiştir. Ve belirli kitleleri de etkilemeye devam etmektedirler.
CHP'nin tarihinde yaptıkları, sosyal demokrat olduğunu söyleyen bir parti olarak, muhafazakar halka hitap etmesine engel teşkil etmektedir. Muhafazakar bir işçi, normalde sosyal demokrat bir partinin seçmeni olması gerekirken, sağ partileri tercih edebilmektedir. K.Kılıçdaroğlu'nun Adalet yürüyüşünde, normalde seçmeni olması gereken bir işçinin yaptığı hareket bu durumu özetliyor gibidir :)

Üst Kültür

CHP'nin kapatılması yeterli değildir. Öncelikle Türkiye'de sosyal demokrat olduğunu söyleyen aydınlar , halka yukardan bakmamalı, halkın değerleriyle ve alışkanlıklarıyla kavga eder şekilde olmaması gereklidir. Örneğin laikliği korumak sadece sosyal demokrat partinin görevi midir? Bir merkez sağ parti ne kadar koruyorsa sosyal demokrat bir parti de o kadar korumalıdır. Batı müziği dinlemek, Opera-Jazz sevip, Arabesk'ten nefret etmek midir sosyal demokratlık? Fatiha'yı bile bilmeyecek kadar din cahili olmak veya ateist olmak mı? Osmanlıdan nefret etmek mi ?
CHP'ye elitlerin partisi vb.. diyorlar ki alakası yoktur. CHP, sonradan görme diyebileceğimiz, kendi halkına belirli oranda yabancılaşmış, iki üç kitap okuyup halktan üstün olduğunu zanneden kişilerin çoğunlukta olduğu bir parti gibi gözükmektedir. En azından halkta imajı budur. Bu kişilerin elitlikle hiç alakası yoktur. Örneğin anne babası köyde yaşayan bir mühendis, Batı kültüründen etkileniyor, Batılılara özeniyor, kendi kültürünü ve halkını hor görebiliyor. Bu kişinin nesi elit ?

Tuzu Kuruluk

Diğer sorun CHP'lilerin daha çok belirli gelirin üstünde olan insanlar tarafından desteklenmesidir. Şehirlerin ve Türkiye'nin en zengin yerlerinde CHP açık ara birinci partidir.  Tam tersi olması gerekmiyor mu? TÜSİAD ile işbirliği içindeki bir sosyal demokrat parti halkta en fazla ne kadar oy alabilir ? Laikçi tezyzeler olarak bilinen, genellikle maddi durumu iyi olan bu teyzeler ile bir parti nereye kadar gidebilir ?

Sonuç

Önerdiğim kısaca şudur  :
CHP kapatılır ve sol/sosyal demokrat gibi terminolojiler içermeyen ancak işçi, köylü, emekli vb.. kesimlerden yana olacak şekilde bir parti/hareket yaratılır
Eğlence, kültür, yaşayış tarzı halktan olmayan, din ve inancıyla uyuşmamış, halka yukarıdan bakan, halkı cahil görenler hiç bir şekilde harekete alınmaz.
Belirli seviyeden fazla geliri olanlar, sermaye sahipleri vb.. hiç bir şekilde bu harekete alınmaz. "CHP'li iş adamları" şeklinde bir ifade çok saçma değil mi ? Önerim 1 ev ve 1 arabadan fazlası olanlar harekete katılamaz.
Bu şekilde bir parti kurulursa bu partinin oyu %25 de takılmayacaktır. Ve Türkiye'nin ihtiyacı olan gerçek bir sol parti olacaktır. Sağda da iYi parti merkez sağ parti görevine zaten adaydır. Bu iki parti varken diğer partilere hiç gerek yoktur ve o partiler radikal kalacaklardır.

Bir Üyenin Blog Yazısı

Deniz Gezmiş ve Militan Sol

Bilindiği gibi Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan, 1972 yılında idam edilmiştir.  Hiç lafı uzatmaya gerek yok. Deniz Geçmiş ve arkadaşları , banka soymuş, adam kaçırmış ve yaralamış, anayasal düzeni yıkmak istemiş silahlı bir suç örgütünün üyeleridirler. Soru şu. Nasıl oluyorda bu tür suçlular efsane ve kahraman hale gelebiliyorlar?
Yukarıdakin cevabı aslında basit. Çünkü idam edildiler ve idam edilmeleri nedeniyle yaptıkları suçları unutuldu. İdam cezasının da haksız olduğuna inanılınca bu sefer mazlum durumuna geçtikleri için daha da kahraman haline geldiler.
İdam edilmeselerdi şu anda belki bir gazetede köşe yazarlığı yapacak veya bir avukat olacak , belki de bir banka müdür olacaktı.  Ertuğrul Özkök, Cengiz Çandar,  Ertuğrul Kürkçü gibi insanların eskiden sol-sosyalist olduklarını biliyoruz. Bu nedenle bu saydığım meslekler pekala olasıdır.
İşlenen Suçlar
Deniz Geçmiş ve arkadaşlarının işledikleri suçlar bellidir. Kısaca aşağıdaki gibi özetlenmiştir.
İstanbul Üniversitesi’ni işgal etme (Öğrenciliği sırasında)
Ruhsatsız silah bulundurma
Silahlı örgüt kurma (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu - THKO örgütünü kurmuşladır)
Banka soyma (Ankara İş Bankası, Emek Şubesinin soyulması)
Adam kaçırma (1971'de bir Amerikan askerini kaçırdı)
Polise kurşun sıkma (ABD Büyükelçiliği önünde nöbet tutan polislere)
Adam yaralama
Aslında idam edilmesinin sebebi anayasanın 146/1 maddesidir : "Türkiye Cumhuriyeti Teşkilâtı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağ­yir, tebdil veya ilgaya ve bu kanunla teşekkül etmiş olan Türkiye Büyük Millet Meclisini ıskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs etmek".
Kendilerine "sosyalist devrimci" dediklerinine göre böyle bir amaç için silah kullanıkları an yukarıdaki suça işlemiş olurlar zaten.

İdam Cezası Ağır Bir Karardır

İşlenen suçlarda dikkat edilirse cinayet yoktur. Bu nedenle bana göre idam kararı ağır bir karardır. Eğer cinayet işleselerdi idam cezası o dönemin şartlarına göre normal kabul edebilirdi. Sanki göz dağı vermek için alınmış bir karar gibidir ve siyasi gibi gözükmektedir. O dönemde idam cezalarını meclis onaylıyordu. Meclisin onaylamaması gerekiyordu. Ancak siyasi atmosfer (muhtemelen ABD'nin baskısıyla) nedeniyle idam onaylanmıştır.

Sol Bu Tür Militan Adamlardan Kurtulmalıdır

Türkiye'de maalesef sol mücadele deyince hep slogan atma, asker-polis-devlet düşmanı olma, dinsizlik, suikastler ve cinayetler vb.. anlaşılmaktadır. Örneğin Deniz Gezmiş ve arkadaşları gibi bildiğin âdi suç işlemiş insanlar nasıl oluyor da sol hareketin kahramanlarından oluyorlar? Sonuç olarak bu kişiler banka soymuş, adam kaçırmış.
Bu tür sol akımları neredeyse tamamını Batı kontrol eder. Bu nedenle bu tür yasadışı örgüt elemanları ve lider kadrosu, ilk fırsatta Avrupa ve İngiltere'ye kaçarlar. Gerekli olduğu zaman kullanılırlar, gerektiğinde de suskunluk dönemine girerler. Örneğin yaptığı eylemler halkın çoğunluğu tarafından nefretle karşılanır. Hiç halkın çoğunluğun sempatisini kazabilecek eylemleri yoktur. Çünkü bu tür bir şey olması durumda örgüt büyüyebilir ve Batı üzerindeki kontrolünü kaybeder. Sırf bu nedenle bu militan soldan uzak durmak gereklidir. Sanırım Mahir Kaynak söylemişti. Bu tür sol hareketler aşıya benzer. Nasıl aşı ile verilen zayıf mikroplar bünyeyi güçlü tutarsa , bunlar da toplumun sol-sosyalist etkilere kapanmasını sağlar.

Kaynaklar

www.hurriyet.com.tr/deniz-gezmis-efsanesi-20513238
www.sozcu.com.tr/2017/gunun-icinden/deniz-gezmis-kimdir-neden-idam-edildi-1704850
www.cabukoglu.av.tr/images/foto/deniz.pdf (Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan İdamının Yerine Getirilmesine Dair Kanun)



Bu Sayfayı Paylaş:

İletişim/Bize Yazın   mh@fibiler.com   Google+   Facebook   Twitter   fibiler@googlegroups.com
Her Hakkı Saklıdır
Bu sitede yayınlanan tüm bilgi ve fikirlerin kullanımından fibiler.com sorumlu değildir.
Bu sitede üretilmiş , derlenmiş içerikleri, fibiler.com'u kaynak göstermek koşuluyla kendi sitenizde kullanılabilirsiniz. Ancak telif hakkı olan içeriklerin hakları sahiplerine aittir