Bilgi/Açıklama

C.L. Sulzberger'in Varlık Vergisi İle İlgili The New York Times Gazetesindeki 10.9.1943 Tarihli Yazısı

C.L. Sulzberger'in Varlık Vergisi ile ilgili The New York Times gazetesindeki 10.9.1943 tarihli yazısı aşağıdaki gibidir : 

 

Konuşulanların kamuoyuna yansımadığı toplantılarda uzun uzun görüşüldükten sonra, Başbakan Şükrü Saraçoğlu, Büyük Millet Meclisi’nin 3 Kasım 1942 günkü oturumunun açılışında, 1939’dan bu yana süren normal dışı koşullar nedeniyle servet biriktirmiş olan kişileri ve olağandışı projeleri ağır bir şekilde vergilendirmeyi öngören bir kanun tasarısını sunma niyetini açıkladı.

Başbakanın konuşmasına göre, bu vergiyle toplanan para, Ziraat Bankasında bloke edilecek bir hesapta toplanacak ve nihai olarak, ülkede dolaşımda olan kağıt para miktarında ve sonuç olarak da şu anda var olan enflasyonda da bir azalmaya yol açacak. 

Türkçede  “Varlık Vergisi” olarak adlandırılan vergiyi Parlamento  fazla  itiraz etmeden oyladı. Şimsi varolan cumhuriyetçi rejim yönetimindeki  modern Türkiye,  Osmanlı Padişahlarının temsil ettiği Asya despotizmi ile Batı demokrasisi arasındaki uçurumu  en kısa sürede doldurmak için elden gelen en büyük çabayı göstermiştir ancak muhalefet parlamenter tartışmalarda belirleyici bir rol oynamamaktadır.  Varlık Vergisi geçen 11 Kasımda  yasalaşatı.  Yasa servet ve zenginlerin aşırı karları üzerine bir vergi koyuyor ve  Türkiye nüfusunu oluşturanlar arasından 5 kategoriyi etkiliyordu:  özel sektördeki ücretliler (devlet memurları muaf tutulmuştu); önemli çiftçiler (en üst vergi miktarı, bunların sahip olduğu mülkün değerinin yüzde beşi olarak saptanmıştı); gayrı menkul ve bina sahipleri; 1939’dan beri iş yapmakta olan şirketler ve kişiler ve aracı ve komisyoncular.

Zorunlu Çalışma Cezadır

Vergilerini, yasanın öngördüğü  biçimde bir ay içinde tam anlamıyla ödeyemeyen  kişiler, askeri olmayan projelerde çalışmaya zorlanmaktadırlar. 

Varlık vergisi ilk uygulamaya konulduğu sırada, vergi metninin tam olarak söylediği anlamda yorumlanmıştı, yani savaşın başından beri elde edilen anormal derecedki yüksek karlara getirilen bir vergi olarak.  Genelde,yalnızca bu tür karlar elde etmiş olan tüccarların ve mal sahiplerinin yasa kapasamına gireceği şeklinde yorumlanmıştı.

Aşırı çıkarlar sağlandığına ve bir ölçüde vergi kaçırmanın söz konusu olduğuna kuşku yoktur. 

Hükümetin,  kendilerine  müslüman yurttaşlara davrandığından daha olumsuz davrandığı endişesini taşıyan   Hristiyan ve Yahudi Türkiye vatandaşları  arasında  geleceğe ilişkin kaygılar  daha büyüktür. Türkiye’de salınmış olan bu vergi, dünya kamu oyunun ilgisini, o ana kadar benzeri görülmemiş bir mali önlem olmasıyla çekmiş olmanın yanında, ayni zamanda olası diplomatik ve politik yansımalar da getirecek gibi görünmektedir.  Savaş sonrasında Balkanları ve Orta Doğu’yu saran sorunları bir ölçüde olsun anlayabilmek için,bu verginin uygulaması ve sonuçları hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Bu nedenle ve  kamuoyunun bu konuda çok az şey  biliyor olmasınden dolayı,  Varlık Vergisi hakkındaki resmi görüşleri, Başbakan Saraçoğlu’nun ifade ettiği biçimiyle sunmak iyi olacaktır: 

“Ülkemiz nüfusunun esas gövdesini oluşturan  Türk köylüsü genellikle yoksuldur ve kötü koşullarda barınmaktadır” diyen Başbakan    şöyle devam etti. “Dünyada varolan  koşullar nedeniyle  büyük bir orduyu beslemek için  ülkenin gücünü aşan muazzam miktarlarda paralar harcamak zorunda kaldık."

Mali bakımdan, durumu sürdürebilmek için geçen yıl ve bu yıl yeni kaynaklar bulmak zorunda kaldık. 

“Muazzam Açıklarla  Karşı Karşıya”

“Yeni bir vergiye ihtiyaç duyarsanız,  bunu ödeyecek olanları bulup çıkarmak zorunda kalırsınız.  Geçmişte, yüzyıllar boyunca, her zaman Türk köylüsü  vergi ödemeye zorlandı.  Büyük bir bütçe açığı ile karşı karşıya olan bizler için iki kaynak vardı: Zenginler ve sıradan insanlar. 

“Varlık’la birlikte,  zenginin servetinin bir bölümünü alıyoruz. Zengin zengin olmaya devam ediyor.  Köylü de, öteden beri, ürününün büyük bir bölümünü,  zarara uğrasa bile,  hükümetin saptadığı sabit fiyattan  teslim etmek zorundadır. Köylüler  ürünlerinin % 8’ini  hükümete direkt vergi olarak  ödüyorlar  % 12’sini ise  hükümetin saptadığı sabit fiyatlardan satıyorlar.

“Köylüleri bundan daha ağır vergilendiremeyeceğimiz açıktı.  Aklımıza bir başka fikir geldi:tüm fabrikaları, günde 3 tane 8 saatlik vardiya ile 24 saat çalıştırmak.- fakat bunun için yeterli kömüre sahip  değildik ve zaten çoğu günde 8 ya da 16 saat üzerinden çalışmaktalar.Böyle bir önlem sanayi üretimini artıracaktı ve orduda görev yapanlar ya da madenlerde zorunlu çalışmaya tabi tutulmuş olanlar dışında herkesi istihdam edecekti.

“ Ekim 1942 de hala ciddi bir biçimde artan kamusal borca sahiptik ve  kabine vaktinin büyük bölümünü mali krize ayırıyordu. Zengini ve çıkar sağlayanları vergilendiren Varlık’ta karar kıldık. 

“Baştan, bu şekilde 250 milyon lira sağlamayı ummuştuk. Şimdiye kadar 300 milyonun üzerinde vergi sağladık. 

Verginin tahsililinin tamamlanması Türkiye’yi mevcut sıkıntılı uluslararası koşullarda  mali açıdan bir yıl ya da bir buçuk yıl ayakta durma noktasına getirecektir. Eğer savaşı bu süre içinde bitirebilirseniz,  iyi durumda olacağız. Aksi takdirde  yeniden başka mali önlemler almamız gerekecek.”

 

tekzaf tarafından 27.09.2014 tarihinde eklenmiş/güncellenmiştir.

Bu Sayfayı Paylaş:

Fibiler Üyelerinin Yorumları


Tüm üyeler içeriklere yorum ekleyerek katkıda bulunabilir : Yorum Gir

Misafir Yorumları




Bu Sayfayı Paylaş:

İletişim/Bize Yazın   mh@fibiler.com   Google+   Facebook   Twitter   fibiler@googlegroups.com
Her Hakkı Saklıdır
Bu sitede yayınlanan tüm bilgi ve fikirlerin kullanımından fibiler.com sorumlu değildir.
Bu sitede üretilmiş , derlenmiş içerikleri, fibiler.com'u kaynak göstermek koşuluyla kendi sitenizde kullanılabilirsiniz. Ancak telif hakkı olan içeriklerin hakları sahiplerine aittir